Daha bebeğim olmadan çok önceki zamanlarda etrafta kanguruda bebek taşıyan anneleri gördüğümde çok imrenirdim. Minik bedenlerin bebek arabalarına bağlanmadan, anne sıcaklığını hissederek etrafı izlemeleri ve dünyayı keşfetme çabaları çok hoşuma giderdi. Taa o günlerde demiştim bebeğim olunca onu böyle taşıyacağım diye.
Sonunda o günler geldi çattı, hamileliğimin 30. Haftalarına denk gelen bir günde Nurturia’nın pazaryerinde dolaşırken bir sling ilanına rastladım. İlana almak istediğimi belirten bir yorum yazdım ancak bu eski bir ilandı. Kısa bir süre sonra özel bir mesaj geldi. Daha önce hiç tanışmadığımız halde Bengi Hanım benim o ilana bıraktığım yorumu görmüş ve bana kendi slingini hediye etmeyi düşünmüştü. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. O gün ne kadar mutlu olmuştum anlatamam. Anne olunca bu dünyada ne kadar iyi anneler olduğunu öğreniyorsunuz birden.
Bengi hanımla yazıştık kendisine adresimi verdim ve ansızın suyumun gelip de apar topar doğuma gideceğim ve kızım ters durduğu için akşamın bir vakti sezeryan olacağım o günün sabahında kargodan slingimiz geldi. Bengi hanımın gönderdiği bonus hediyelerle birlikte. O gün bir an önce kızım gelse de kızımı slinge koyup gezsek dedim. Sanırım kızım sesimi duydu ve o gün bir sürpriz yaparak gelmeye karar verdi. Sezeryan sancıları, logusalık, yenidoğan sarılığı derken 23 gün geçti ve ben sonunda slingi kullanmaya cesaret ettim. O ilk heyacanla da bu fotoğrafı çektim .
O gün bunu çok istemeseydim sanırım beceremeyecektim. Acaba içinde sıkışır mı? Nefes alabilir mi? Kalçaları, bacakları zarar görür mü? gibi birçok soru vardı kafamda. Allahtan o sıralarda Dr. Sears’ın kitabını okumaktaydım.
“Başlangıçta bebeğinizin taşıyıcının içinde sıkıştığı hissine sahip olabilirsiniz. Ancak bebeğinizin rahim içinde de sıkıştığını hatırlayın, bu yüzden o bu güvenlik hissine alışkındır. Kıvrılıp yatmak yeni doğmuş bir bebek için doğal bir pozisyondur. Özellikle kolikli bebekler top gibi kıvrılıp bacaklarını karınlarına çektikleri zaman çok rahat ederler” diyordu Dr. Sears*.
Onun bu sözleri bana güven vermişti. Bebek taşıma olayı Dr. Sears’a göre çok eski bir fikirdi. İnsanlık tarihi kadar eskiydi ve birçok kültürde süre gelen bir gelenekti. Bebekler yürüyemediklerine göre taşınmalıydılar. Ayrıca bebek bakımı konusunda yıllar süren araştırma ve gözlemlerinde bebeklerin çok taşındığı zaman daha iyi geliştiklerini ve daha iyi davrandıklarını söylüyordu. Bunun yanında bebek taşımanın aile bağlarını kuvvetlendirmek için ne denli önemli olduğundan bahsediyordu.
Doktoralı bir diş hekimi olarak ben bir adım atmadan önce bilimsel dayanak arama huyumdan hiçbir zaman vazgeçemeyeceğim için, sling kullanma konusunda bilimsel destek almam iyi oldu. Böylece ilk defa 23. gününde bebeğimi slinge koyarak evin içinde dolanmaya başladım. Sanırım 10 saniye içinde uyuyakaldı. Çok, çok, çok şekerdi. Tabi bu kısa sürede bende bağımlılık yaptı. Hemen her gün evin içinde slingle dolaşıyordum. Böylece iki elim boşta kalıyordu.
Lohusalığın verdiği duygusallıktan dolayı bebeğimden bir saniye bile ayrılmak istemiyordum sanırım ve bu aşamada sling çok işime yaradı. Bazen kitap okuyordum, bazen internete giriyordum, bazen de uyuyordum.
Sonra dedimki ben bu slingle dışarı çıkmalıyım. Slingle ilk dışarı çıkışımız güneşli bir Aralık gününe rastgeldi. Markete kadar gidip geldik, bütün yolculuk boyunca kafasını göğsüme gömüp uyudu, bense sürekli nefes alıyor mu diye kontrol ediyordum. O sıralar asla kızımı evde bırakmayı istemiyordum ama bebek arabası ile dışarıda dolaşmanın ne kadar zor olduğunu bütün anneler bilirler. Kaldırımlara parkeden arabalar, çukurlu yollar, aniden önüne çıkan basamaklar anneleri eve mahkum eden suçlu yaratıklar benim için. Hele sadece markete gitmek için bu engelleri aşmak zorunda kalmak oldukça yıpratıcı oluyor özellikle ilk zamanlar. Bu nedenle slingle yolculuğu oldukça sevmiştim.
Slingle ilk uzun süreli yolculuğumuz ise çok maceralıydı. Kadıköyden vapurla Beşiktaşa geçtik.
Yanımızda yine sling kullanıcısı arkadaşım Tuba ve tatlı kuzusu Tuna vardı. O gün kızım 1,5 aylık olmuştu. Hava çok güzel ama çok soğuktu. Vapur teyzelerine kızımın 1,5 aylık olduğunu söylediğimde bana uzaydan gelmişim gibi bakmışlardı. Bu havada, Ocak ayının ortasında 1,5 aylık bir bebeği dışarı çıkartan hem de vapura bindiren bir anne olsa olsa uzaydan gelmiş olmalıydı onlar için.
O sıralarda kolik denen bir illet musallat olmuştu kızıma. Çok uzun sürmese de kızımın kolikli günlerini de evde slingle dolaşarak atlattık diyebilirim. Kısa sürede çok pratikleştim ve hemen slingi belime sarıp bebeği içine yerleştirebiliyordum. Kızım 2 ay içinde doğum kilosunun iki katından da fazla bir kiloya geldiği için onu kucakta taşımak baya zorlaşmıştı. Slingle kuvvetler eşit dağıldığı için bel ağrısı ve sırt ağrısı daha az oluyordu. Artık gün içinde kızım kendi başına durmak istemezse onu hemen slinge yerleştiriyordum. Slingle yemek yedim, kek yaptım, çamaşır katladım, film izledim, anne, bebek seansına sinemaya bile gittim. Kısacası zamanla sosyal hayatıma döndüm. Bundan sonraki planım hiçbir biberonu kabul etmeyen kızımı sırtıma bağlayıp muayenehaneye gitmek olacak sanırım.
Anne rahminden, hakkında hiçbirşey bilmediği bir dünyaya çıkan bebeğimin tek rahatlayabildiği yer anne kucağıdır diye düşünüyorum. Özellikle henüz doğduğunu idrak edemediği ilk 3 ayda bebeklerin sık sık kucaklanmaları gerektiğini düşünmekteyim. Hiçbir zaman bebeğim bana alışır mı, bağlanır mı diye düşünmedim. Bunu o düşünse iyi olur çünkü her anne gibi ben de bebeğime feci bağlıyım ve feci alıştım diyebilirim. Çok hızlı büyüdüğünün de farkındayım. Bu nedenle ister kucağa alışsın, ister bana bağlansın (ki ben annesiyim tabi ki bana bağlanacak) bu günlerin geri gelmeyeceğinin farkındayım o yüzden tadını çıkartmak niyetindeyim. Modern diye adlandırdığımız dünyamızda insan sadece birkaç kez anne olmaya fırsat bulabiliyor. Daha fazlasına nefsimiz de izin vermiyor maalesef. Zaten bu duyguyu birkaç kereden fazla yaşayamayacaksam, kendi keyfim için onun ihtiyaçlarını ertelememeliyim yoksa neden anne oldum değil mi?
gebedaş ve slingdaşım oldun:)
YanıtlaSilBir fotoğrafını göremedik :)
Silgüzel insan esma ve güzel kuzusu insan kücük seylerle büyük gülümsemeler ve hazlar yasarken arkadasım olmanı saglayan her tesadüf ve paylasıma minnetarım beni cok duygulandırdın tesekkürler arkadasım..........
SilAsıl ben teşekkür ederim o kadar hayra geçen bir şey yapmışsınız ki bizim için her gün hayır duası alıyorsunuz :)
SilGünaydin Esma,
YanıtlaSilmaceranizi çok güzel anlatmissin ! Hazir hissetigin zaman sirtta da tasiyabilirsin bebegini, o da çok güzel bir sey, pratik ve duygusal... Hikayenizi devam etmektedir !
acaba yazini paylasabilir miyim facebookta, nurturia'da, web sitemde ?
Sevgiler
Charlotte
Selam Charlotte,
Silsırtta taşımak daha çok işime gelir ama henüz ona cesaret edemeyebilirim :) ama en yakın zamanda deneyeceğim. Yazıyı paylaşabilirsin istediğin yerde.
Sevgiler
Evet 3 aylik daha çok erken gibi gelebilir ve önde rahat edersan ne gerek var :) Bazi anneler dogumdan itibaren sirtta tasiyorlar. Kizimi ve oglumu 7-8 ayliktan sonra sirtta koydum, birkaç açiklama burada koydum :
Silhttp://www.keyiflibebek.com/?Syf=15&cat_id=31&baslik_name=U8SxcnR0YSDDh2FwcmF6IFNhcmfEsQ==
Umarim bebek tasima yöntemleri daha çok yaygin olacak Türkiye'de !
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilbenim kızımda şuan 2,5 aylık 33 haftalık doğdu, nurtiria da yazdığınız yorum sonucunda tanıştım seninle, bende mei tai kullanıyorum çok memnunum 45. günden beri pusetiyle çıkmaya üşendiğimde mei tai ile çıkıyoruz dışarı, takip listeme eklicem senide bendu buradayım http://legabebe.blogspot.com/ görüşürüz...
YanıtlaSilBlogun cok guzelmks Gamze tesekkur edeim ben de ekledim seni
Silwrap sling tam da bu anneliğin en zorlu maratonu olan 0-3 ay için oneriyorum zaten. harika anlatmışsın. sevgiler
YanıtlaSilArtık 2. Cocuk İcin o ilk 3 aydan hic korkmuyorum zaten teşekkürler :)
Sil